Türkiye'nin Eğlenceli Sohbet
Odalarının Adresi


Şimdi ücretsiz sohbet edin. Türkiye'nin her yerinden bağlanan yüzlerce aktif bay ve bayan kullanıcının bulunduğu sohbet odalarında, anlık olarak sohbet etmenin keyfini çıkarın. Boş zamanlarınızı yeni insanlarla tanışarak daha eğlenceli şekilde geçirin. Yeni insanlarla sohbet ederek, yeni arkadaşlıklar kurun. Üyeliksiz olarak sohbet odalarında sizlerde hemen yerlerinizi alın, doyasıya sohbet etmeye başlayın.
Play Store App Store

Cemal Süreya Kimdir

Sohbetedersin ailesi olarak Cemal Süreya Kimdir? Diye soranlar için geniş bir araştırmaya yaparak edebiyat dünyamızın nadide eserlerinden biri olan Cemal Süreya hakkın da bilgiler vereceğiz .

Cemal Süreya Kimdir?

Hem edebi hem de dikkat çeken özel hayatı konusun da merak edilen bilinmeyenlerle dolu hayatı  mesela Cemal Süreya’nın doğum tarihi belli değil, Cemal Süreya’nın  ne sebeple beş kadınla evlendiği nadiren  bilinmiyor. Cemal Süreya ile ilgili hayatının sırlarını sohbetedersin.Com ailesi olarak araştırdık.

Nakliyeci Hüseyin Seber, Erzincan’ın Pülümür ilçesinde, abisiyle ortak bir hayat kurmuştu. Genç yaşta evlendiği Gülbeyaz ile kıt kanaat geçinip gidiyordu. Ailenin hayatı, 1931 yılında dünyaya gelen Cemalettin ile beraber şenlendi. Cemalettin Seber, sonradan herkesin bileceği adıyla Cemal Süreya idi.

Cemal Süreya çocukluğunu şu sözlerle anlatır:

“1931 yılında Erzincan’da doğdum. 6 yaşında oradan ayrılmışım. Asıl çocukluğumu geçirdiğim kent Bilecik. Liseyi İstanbul’da, yüksek öğrenimi Ankara’da okudum. Şimdi de aynı çocukluğu İstanbul’da geçirmekteyim. Annem 6 yaşında öldü, yüzünü bile hatırlamıyorum ama bazı tavırlarını hatırlıyorum; bende çok kalmış. Belki beni edebiyata götüren bir sürü neden var ama bir keskin neden ararsam, bunu annemde bulduğumu söyleyebilirim.”

 

Beni Öp Sonra Doğur Beni

“…
Kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
– uykusuzluğun sütlü inciri –
kovanlara sızmıyor.

Annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.”

Etkilendiği Edebiyatçı Dostoyevski Oldu

Dostoyevski’den çok etkilendi

Ortaokulun ilk senesinde Dostoyevski ile tanıştı. Karamazov Kardeşler romanından öyle etkilendi ki, içindeki huzursuzluğu yazarak dışavurmaya o zaman karar verdi: “Aslında ikinci bir doğum tarihim vardır benim, edebiyatla ilgili olarak. 1943’te Dostoyevski’yi okudum ve bende hiç huzur kalmadı. Bugün onu eskisi kadar seviyor muyum? Çok şey aldı onun yerini ama yine de beni edebiyata, şiire iten şeylerde tuhaf bir şekilde en çok bir romancının, Dostoyevski’nin etkisi vardır.”

İyi bir okur olduğu kadar, başarılı bir yazar ve şair olacağı, okuldaki duvar gazetesinde karaladığı, güzel kızlara yazdığı aşk mektuplarında kendini belli etti. Günlük hayatta içine kapanıktı ama yazdıklarındaki yaşam coşkusu ve nevi şahsına münhasır alaycılık, ilk dönem ürünlerinden itibaren Cemal Süreya’nın alametifarikası oldu.

Hüznün Kuşları

“…
şanssızım diyemem kendi payıma
hain bir aşk bu kökü dışarda
olur böyle şeyler ara sıra
olur ara sıra”

“Türkçe’yi Garip akımı şairlerinden öğrendim”

Ortaokuldan sonra İstanbul’da Haydarpaşa Lisesi’ne kaydoldu: “Lisede aruz ile, eski tarz yazardım. Bizim kuşağın içinde biraz geç çıktım ortaya, uzun süre yazdıklarımı yayınlamadım. Bir çeşit utangaçlık, çekingenlik, kendine güvenemeyiş ya da kusursuzu aramak diyebiliriz… Biraz geç yayınladım. 1953’te sanırım, Mülkiye Dergisi’nde bir şiir yayınladım. Ondan sonra da sürekli yayınlamaya başladım. Ben yeni edebiyatla, yeni şiirle de geç tanıştım.”

Garip Akımı, 1940’lı yılların başında bir manifestoyla ortaya çıkmış, şiirde sadeleşmenin, yeni bir ses ve yaşayan bir Türkçe ile yazmanın önünü açmıştı. Peki Cemal Süreya bu konuda neler düşünüyordu?

“Orhan Veli şiire elma yemesini öğretti. Bizler Garip şiirine bir tepki olarak çıktık. Ama şimdi düşünüyorum da Garip şiiriyle, özellikle de daha sonra başka yeni şairlerin katılımıyla meydana gelen Türk yenilikçileriyle oluşan şiirde, biz nasıl var olmuşuz, ne kadar etkilenmişiz ondan, çok beslenmişiz! Bazı arkadaşlarım öldü: Edip (Cansever), Turgut (Uyar). Bazıları da yaşıyor. Ben kendi payıma konuşayım: Çok beslendim, hatta Türkçe’yi onlardan öğrendim diyebilirim.”

Hilmi Yavuz, Cemal Süreya’nın Türk şiirindeki önemini şu sözlerle anlatır: “Gül şiiri, Yeditepe Dergisi’nde 1954 yılında yayınlanmıştı. Bu şiiri 23 yaşında yazdı. Ki bence Türk edebiyatında, şiirinde çok ciddi bir kopmadır. Ondan öncesi yoktu gerçekten. O güne kadar Türk şiirinde söylenmemiş, dile getirilmemiş imgelerle ironiyi ve erotizmi temellendirdi. Bu Cemal Süreya’yı bu anlamda müstesna kılar.” 

 



Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

Chat Nehri
27 Temmuz 2021
Zurna Sohbet Odaları
08 Haziran 2021
Tiktok Sohbetleri
04 Haziran 2021
Geveze Sohbet Odaları
29 Mayıs 2021
Toplist 25